"Fragile images of departure, the village back thenI curse the river of time; thirty-two years have passed".

Zamanın Yükü ve Per Petterson
Arvid, ya da babasının gerçekleşmemiş arzusu olan ismiyle Adolf; üniversite eğitimini kendi rızasıyla geri çevirmiş, ve hatta bunun için annesinden sıkı bir tokat yemiş, Oslo'nun sisli ve kuru soğuğunda, fabrika işçisi olarak hayatını idame ettiren bir kömünisttir.
Eşiyle boşanma sürecine girmekte olan Arvid, annesinin kansere yakalandığı haberini alır. Arvid Jansen bunun üzerine annesinin peşine düşer. Holger Danske isimli vapur Arvid'i annesinin memleketi Danimarkaya, çocukluğunda kardeşleriyle birlikte sıkça zaman geçirdikleri yazlık evlerine ulaştırır. Zamanın nehri burada akmaya başlar. Fakat bu akış lineer değildir, Arvid bile zaman zaman, zaman nehrinin tesadüfiliğinde boğulur.
Bu giriş, kitabın kurgusal öğeler içeren, mistik bir hikaye olduğunu düşündürmesin. Aksine, Arvid'in hikayesi olabildiğine realist bir hikayedir. Pettersonun anlatısı, zamanın ve anıların ne kadar büklüm büklüm, dolaylı ve ürpertici olabildiğini hissettiriyor.
Başkahraman Arvid Mao'cu bir komünist. Hikayenin bir yüzü savaş sonrası buhranlı kıta Avrupasında geçiyor, Arvidin gençliği. Hikayenin öbür yüzü ise 80'lerde geçiyor, Arvid'in annesiyle olan Danimarka seyahati.
Kahramanın annesiyle ilişkisi de kolay anlaşılır değil. Annesi duygusal olarak her zaman çok uzak, Arvid annesine ulaşamıyor. Despot bir otoriteyi imajı çizen anne, kanser haberini aldıktan sonra Danimarkadaki yazlığında vakit geçiriyor. Arvid ise neredeyse zorla annesinin peşine düşüyor ve bu yazlıkta vakit geçiriyorlar.
Aslınde bu hikaye, terminal evrede olan annesinin yanında kendi anılarına ve zamanın nehrinde yolculuğa çıkan ve yer yer kendiyle hesaplaşan bir adamın hikayesi.